top of page
  • Stj. Avukat Öykü AKYÜZ

Türk Hukukunda Franchise Sözleşmesinin Sona Ermesi Halinde Rekabet Yasağının Değerlendirilmesi

Güncelleme tarihi: 14 Eki 2023


Tanrıkulu&Partners

İçindekiler


Türk Hukukunda Franchise Sözleşmesinin Sona Ermesi Halinde Rekabet Yasağının Değerlendirilmesi; Giriş


Hukukumuzda, franchise alan için sözleşme sonrası rekabet yasağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte Anayasa’nın 48. Maddesinde düzenlenmiş olan sözleşme özgürlüğü kapsamında, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 26 ve 27/f.1 hükümlerine aykırı olmamak şartıyla, rekabet yasağı anlaşmasının imzalanabilmesi mümkündür. Nitekim hukukumuzda bazı sürekli sözleşme ilişkisi sonrası için bu tür anlaşmalar tanınmış ve kanun koyucu tarafından koşulları belirlenmiştir. Bunlara örnek olarak işçinin rekabet yasağına ilişkin TBK madde 444 ve TTK madde 123 sayılabilecektir. Kanun koyucu tarafından bu düzenlemeler tayin edilmemiş olsaydı dahi rekabet yasağını konu edinen bu tür bir anlaşma yine TBK m.27/f.1’deki koşullara aykırılık taşımadığı sürece geçerli olabilecekti.


Günümüzde sürekli sözleşme ilişkilerinden sonrası için rekabet yasağı sıkça karşımıza çıkmakta olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararın irdelenmesi de bundan böyle diğer sürekli sözleşme ilişkilerinin sonrasında kararlaştırılacak olan rekabet yasaklarına olacak etkisi dolayısı ile önem arz etmektedir.



Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından verilen bu kararda, Anayasa’da düzenlenmiş olan çalışma özgürlüğü ilkesine aykırılık teşkil ettiğinden bahisle olaya konu franchise sözleşmesinde yer alan sözleşme sonrası rekabet yasağı geçersiz sayılmıştır. Karar metninin ilgili kısımları aşağıdadır;


KARAR: Davacı vekili, davalının müvekkili ile imzaladığı alt imtiyaz sözleşmesine aykırı davrandığı için sözleşmenin müvekkilince feshedildiğini, davalının anılan sözleşmenin 5-5. maddesinde düzenlenen ‘’sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle bir yıllık süre ile rekabet etmeme yasağına’’ da aykırı davrandığını ileri sürerek, davalının haksız rekabet oluşturan eylemlerinin tespitini ve önlenmesini talep ve dava etmiştir…


Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalının 13.11.2007 tarihli sözleşmeye aykırı davranarak işyerinde davacının ürünlerinden başka ürünler sattığı, davacının da haklı nedenle ve usulüne uygun şekilde sözleşmeyi feshettiği, fesih ihbarının davalıya 20.03.2008 tarihinde tebliğ edildiği, davalının anılan sözleşmenin 5.5. maddesi uyarınca fesih tarihinden itibaren bir yıllık süre boyunca imtiyaz bölgesinde rekabetten kaçınma yükümlülüğüne de aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının 20.03.2008 tarihinden 20.03.2009 tarihine kadar imtiyaz bölgesinde, sözleşmenin 5.5. maddesinde belirtilen ticari faaliyetleri göstermesinin önlenmesine karar verilmiştir…


Dava, franchise sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı haksız rekabetin tespit ve önlenmesi istemine ilişkindir. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan 13.11.2007 tarihli sözleşmenin 5.5. maddesinde, alt imtiyaz sahibinin bu anlaşmanın sona ermesini veya feshedilmesini takip eden bir yıllık süre boyunca imtiyaz bölgesinde, ne kendisinin ne de ilgili olduğu bir şirketinin bu anlaşma ile makul olarak tasarlanmış bulunan iş ile aynı veya benzer olan işlerde, özelde de gıda zinciri ile veya gıda toptan veya perakende satışı yapan Dia ürünlerinin benzerlerini veya aynısını satan rakip bir işletme ile iş yapmaktan ve genelde de Dia işletmeleri ile rekabet yaratacak doğrudan veya dolaylı faaliyetlerde bulunmaktan kaçınmayı taahhüt ettiği düzenlenmiş olup, davacı tarafından davalının sözleşmenin feshinden sonra anılan maddede yasaklanan işleri yapmaya devam ettiği ileri sürülerek işbu dava açılmış olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48 ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu bildirilmiş, BK.’nun 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş, 20. maddesinde ise bir akdin mevzuunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. Anayasa’nın ve BK.’nun anılan hükümleri sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizmiştir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağını düzenleyen 5.5. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle geçersizdir.


Bu durum karşısında mahkemece, dava konusu 13.11.2007 sözleşmenin 5.5. maddesi hükmünün, yukarıda anılan yasal düzenleme ve ilkelere aykırı olduğundan geçersiz bulunduğu kabul edilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.


SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


2. Rekabet Yasağı Sözleşmesİ Nedİr?


Rekabet yasağı sözleşmeleri kanun koyucu tarafından düzenlenmemekle birlikte gerek sözleşme süresince gerek sözleşme sonrası için taraflarca kararlaştırılan veya kanun koyucu tarafından düzenlenmiş olan bir rekabet yasağı hükmünün sınırlarını genişleten veya daraltan anlaşmalardır. Hukukumuzda doğrudan rekabet yasağı sözleşmelerini yasaklayan bir hüküm bulunmamakta ve hatta Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında sözleşme sonrası için rekabet yasağı anlaşması tanınmaktadır.


Fiil ehliyetine sahip bir işçinin, işverene karşı, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, Türk Borçlar Kanunu 444. Madde kapsamında ifade edilmiştir. Benzer bir örnek ise Türk Ticaret Kanunu 123. Maddesinde belirtilmiş olan acentelik sözleşmesi sonrası için acente ve müvekkilin rekabet yasağı anlaşması yapabilmesidir. İlgili hükümler incelendiğinde, sözleşme özgürlüğü kapsamında yapılmasına izin verilen rekabet yasağında, getirilen sınırlandırmaların zayıf taraf ve ekonomik yönden bağımlı konumda olan işçi ve acentenin korunması amacı ile sınrılandırmalar getirildiği görülecektir. Ancak unutulmamalıdır ki her iki hüküm tesis edilmemiş olsaydı dahi, rekabet yasağı sözleşmeleri yapılabilmesi sözleşme özgürlüğü kapsamında mümkün olabilecektir.


3. Kararın Verildiği Dönem Bakımından Değerlendirilmesi


Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bu kararı, 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğü sırasında verilmiştir. Dolayısı ile kararın geçerliliğinin irdelenmesinden önce mevzuat açısından yerindeliğin değerlendirilmesinde fayda olacaktır.


Öncelikle belirtmek gerekir ki, kararın verildiği dönemde yürürlükte olan eBK ve eTTK kapsamında da franchise sözleşmeleri sonrası için kararlaştırılabilecek bir rekabet yasağına ilişkin kanuni düzenleme bulunmamakta idi. Fakat öğretide, franchise alanın ekonomik varlığının temellerini tehlikeye sokarak onun ekonomik özgürlüklerini ortadan kaldırdığı ve büyük ölçüde sınrılandırdığı oranda rekabet yasağının geçersiz olacağı ve hizmet sözleşmesine ilişkin eBK’nın 348-352. Maddelerinin kıyasen rekabet yasağı anlaşmalarına da uygulanabileceği görüşü hakimdi.


Buna göre eBK madde 348 kıyasen uygulandığında, franchise sözleşmeleri sonrası için kararlaştırmış rekabet yasağının da franchise alanın sözleşmenin bitiminden sonra franchise verenle rekabet oluşturacak işleri kendi adına yapmamasını ya da rakip bir işletmede çalışmamasını veya böyle bir işletmeye ortak sıfatıyla katılmamasını sağlayıcı ve franchise alanın franchise verenin müşterileri tanımasından veya onun sırlarını bilmesinden doğan tehlikeleri önlemek için kararlaştırmış olması gerekmektedir. Bu çerçevede ilgili karara konu olaya bakıldığında, rekabet yasağının anılan ölçütleri sağlar nitelikle değerlendirildiği görülmektedir. Diğer bir yandan eBK madde 350 gereğince, rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerekmektedir ki somut olayda sözleşme gerçekten de yazılı şekilde düzenlenmiştir. Son olarak rekabet yasağı, franchise alanın ekonomik geleceğinin tehlikeye düşmesine neden olmayacak şekilde süre, yer ve konu bakımından sınırlandırılmıştır.


4. Franchise Sözleşmelerİ Sonrası Rekabet Yasağı Sözleşmelerİnİn Geçerlİlİğİ Bakımından Kararın İrdelenmesi


Franchise sözleşmesinde, franchise alanın borçlarından biri de franchise verenin menfaatlerini koruma ve sadakat borcudur. Franchise sözleşmesi sürekli bir borç ilişkisi olması sebebi ile özel bir güven ilişkisi oluşturmakta ve bu güven ilişkisi kapsamında -açıkça kararlaştırılmamış olma ihtimalinde dahi- franchise alanın franchise verenin menfaatlerini koruma ve sadakat borcu bulunduğu kabul edilmektedir. Bu borcun bir sonucu olarak da franchise alanın sözleşme süresince rekabet yasağı ve sırf saklama yükümlülüğü vardır. Ancak bu yükümlülükler franchise sözleşmesi süresince geçerli olacaktır.


Franchise alan, franchise sözleşmesinin bitiminden itibaren faaliyetlerinde özgür hale gelecektir. Ancak franchise alanın bu yükümlülüklerinin sözleşme bitim anına kadar olması ve sözleşme bitim anından itibaren faaliyetlerinde serbest olması, franchise alanın franchise verene bir rakip olması ihtimalini doğurur. Bu durumda da çıkar çatışması kaçınılmaz hale gelecektir. Dolayısı ile tarafların franchise sözleşmesi sonrası yaşanacak rekabet kaynaklı herhangi bir olumsuzluğu engellemek istemeleri doğal olacaktır. Bu sebeple franchise verenin haklı çıkarlarının korunduğu rekabet yasağı anlaşması; franchise alanın, işletme ile bağlarını kestikten sonra işletmeye ait bilgi ve tecrübelerini, rekabet piyasasında gerek bizzat gerekse başka bir işletmede kullanmalarını önlemek amacı ile oluşturulan mantıklı bir tedbir olacaktır. O halde bu haklı menfaatlerin korunması amacı ile franchise sözleşmeleri kapsamında rekabet yasağı klozu veya bağımsız nitelikte bir rekabet yasağı sözleşmesinin, sözleşme özgürlüğü ilkesi kapsamında mümkün olması gerekmektedir.


Bu açıklamanın ardından karar, eBK madde 348 açısından değerlendirildiğinde ise franchise alanın, müşterileri tanımasından, müşterilere ve işe ilişkin sırları bilmesinden kaynaklı sözleşme sonrası franchise verenin zarar görme ihtimali bulunduğu belirtilmelidir. Belirtilen bu noktalar kapsamında, somut olaydaki rekabet yasağının geçerli olduğu düşünülmektedir.

Belirtmek gerekir ki, sürekli sözleşme ilişkilerinin mahiyetinden doğan bu kaygıları eBK madde 348 kapsamında düzenleyen kanun koyucu tarafından, rekabet yasağı eBK madde 19 ve 20’deki hükümlere aykırı sayılmamıştır. Taraflarca bir sözleşme içeriğinin kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak koşulu ile özgürce belirlenebilmesi mümkündür. eBK madde 19 ve 20’deki sınırlandırmalara, yani, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler söz konusu olmadıkça taraflar istedikleri sözleşmeyi yapma hakkına sahiptirler. İşte franchise sözleşmelerinde rekabet yasağı da eBK madde 348 ve eBK madde 19 ile 20 kapsamında kararlaştırılabilecek bir anlaşmadır.


Bu kapsamda; Yargıtay 11. Hukuk Dairesince Anayasa’nın 48. maddesinde yer alan çalışma ve sözleşme özgürlüğüne, özel hüküm niteliğindeki eBK m. 19 ve 20. maddelere atıf yapmak suretiyle, somut olaydaki rekabet yasağını düzenleyen 5.5. maddenin, Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olması ve taraflarca imzalanan bir sözleşme ile bu özgürlüğü ihlâl anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması gerekçesiyle geçersizliği yönünde karar vermesi eleştiriye açık bir durum yaratmıştır.


Franchise sözleşmesi sonrası rekabet yasağı gerçekten de çalışma özgürlüğünü sınrılar niteliktedir. Zira bu sözleşme ile franchise alan belli süre ile belli alanlardan alıkonulmaktadır. Ancak çalışma hakkı anayasal bir özgürlük olup, yine Anayasa’nın 13. Maddesi ve 6098 Sayılı TBK’nın 26. Ve 27/f.1 maddelerine aykırı olmamak koşulu ile sınırlandırılabilmesi mümkün bir haktır. İlgili maddeler sözleşme özgürlüğüne sınır teşkil etmekte olup, bu sınırları aşmamak koşuluyla yapılan bir sözleşme, çalışma özgürlüğünü sınırlandırsa dahi geçerli olacaktır. Rekabet yasağının, çalışma özgürlüğünün sınırlandırılması için haklı gerekçelerden biri olması sebebi ile rekabet yasağı sözleşmesinin sözleşme özgürlüğü çerçevesinde taraflarca kararlaştırılabileceği, bunun çalışma özgürlüğüne aykırı olmadığı belirtilmelidir.


SONUÇ


Tüm bu sebeplerle, 818 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin yürürlükte bulunduğu sırada verilen bu kararın, yerinde olmadığı kanaatine varılmaktadır. Zira bu kanuni düzenlemeler yürürlükte olduğu sırada franchise sözleşmelerindeki rekabet yasağına kıyasen uygulanabilir nitelikte olan eBK m.348 vd. hükümleri dikkate alındığında, rekabet yasağının kanuni sınırlamalara uyduğu ve bu kapsamda çalışma özgürlüğüne aykırılık taşımadığı sonucuna varılmaktadır.


Diğer taraftan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile birlikte ilk defa düzenlenen acentelikte rekabet yasağı anlaşmalarının da artık, sürekli sözleşme ilişkisi niteliğinde olan franchise sözleşmeleri sonrası için kararlaştırılan rekabet yasakları için de uygulanması gerekmektedir. O halde franchise sözleşmelerinin sonrası için kararlaştırılacak olan rekabet yasağı anlaşmalarının da süre, bölge ve konu yönünden sınırlamalar barındırması gerekmektedir. Dolayısı ile bu sınırlamalar çerçevesinde kalmak kaydı ile franchise sözleşmelerinde rekabet yasağı da kabul edilmelidir. Karar bu açıdan incelendiğinde; kıyasen uygulanması açısından somut olaydaki anlaşmanın kanuni sınırları içerdiği ortadadır. Esasen 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 123. Maddesi çalışma ve sözleşme özgürlüğünün bir sınırı niteliğinde olan rekabet yasağı anlaşmalarının meşruiyet alanını belirlemek sureti ile rekabet yasağını sözleşme ve çalışma özgürlüğüne aykırılıktan kurtarmaktadır. Bu nedenle taraflar arasında bu tür bir rekabet yasağı sözleşmesi yapılabileceği, bu sözleşmenin anayasal hak ve özgürlük ihlali niteliğinde olmadığı ve 6102 Sayılı TTK m.123 kapsamında kanuni sınırları ihlal etmediği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak; franchise sözleşmelerindeki rekabet yasağı 6102 Sayılı TTK kapsamında 123. Maddeye aykırılık teşkil etmediği sürece çalışma özgürlüğünü ihlal etmemesi sebebi ile hukuka uygunluğunun kabulü gerekmektedir.


Yazar

Stj. Av. Öykü AKYÜZ

47 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Bình luận


bottom of page