top of page
  • Avukat Fatma SARI

Aile Konutu ve Aile Konutu Şerhi

Güncelleme tarihi: 1 Şub



İçindekiler



I- GİRİŞ


A.    Aile Konutu Nedir?


Aile konutu, evlenme kararı alan tarafların ve varsa çocuklarıyla birlikte yaşamını sürdükleri mekana denir. 1 Ocak 2002 yılında TMK’nın yürürlüğe girmesiyle karşımıza çıkan aile konutunun evlilik ve aile birliğinin devamı için önemi tartışmasız önemi büyüktür. Aile konutu kavramının tanımına kanunda açıkça değinilmemiştir. Zira her aile konutunun diğerinden farklı yapıda olduğu göz önüne alındığında aile konutu kavramının tek bir tanım altında sıkıştırılmaması yerinde olmuştur. Doktrinde ise “aile konutu, eşlerin evlilik birliğinin devamı sırasında ortak yaşamı sürdürmenin gerekli kıldığı “bir yerde ortak olarak oturma ihtiyacının” giderilmesinde kullanılmak üzere sürekli olarak seçtikleri, kısaca aile yaşamlarının merkezi durumuna getirdikleri konut olarak kullanmaya elverişli taşınır veya taşınmaz yerdir.” (1) şeklinde tanımlanmıştır. Eşlerin ve varsa çocukların yaşamlarını idame ettirdikleri mekan olan aile konutu TMK ile güvence altına alınmıştır. TMK 194’te aile konutu kavramından aşağıdaki gibi bahsedilmiştir;


“Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.”


B.     Aile Konutu Özellikleri Nedir ?


Aile konutu oluşturulmakla malik veya kiracı olmayan eşin, malik veya kiracı olan eşin tek yanlı tasarrufu ile evsiz kalmasının önlenmesi amaçlanmıştır. Aile konutu olan evin tümünün maliki veya gerek diğer eşle gerek üçüncü kişilerle müşterek veya iştirak halinde malik veya kiracı olan eşin aile konutu üzerindeki tasarruf yetkisi diğer eşin oluruna bağlanarak öteden beri aile konutunda oturan malik veya kiracı olmayan eşin konut güvenliği sağlanmıştır. (2) Bir konutun aile konutu olarak nitelendirilebilmesi için her şeyden önce taraflar arasındaki evlilik birliğinin resmi bir şekilde kurulmuş olması gerekir. Yine taraflar bu konutu birlikte seçmelidirler. Ayrıca aile konutunun geçerli bir ayni ve şahsi hakka dayalı olarak kullanılması gereklidir. Bu konutlar tapuda illa ki bağımsız bölüm olmak zorunda değillerdir. Zira tapuda arsa veya tarla olarak kayıtlı taşınmazların aile konutu niteliği konusunda Yargıtay, keşfen o taşınmaz üzerinde aile konutu olarak kullanılan bir bölüm olduğunun tespiti halinde, o bölümle sınırlı olarak şerh verilebileceğini belirterek, somut olayın özelliğine göre bir yorum tarzı benimsemiştir. (3) Aile konutun tek olması en önemli özelliklerinden olup bu özelliği mutlak değildir. O halde hastalık, eğitim, mesleki sorunlar gibi istisnalar var ise aile konutunun birden fazla olduğunun kabul edilmesi yerinde olacaktır. Tabi ki her ailenin kendine özgü bir barınma tarzı ve sosyo-ekonomik durumu olması ve bu nedenle birden fazla konuta sahip olmaları mümkündür. Burada aile konutunun belirleyici özelliği eğitim ve sosyal faaliyetlerinin ağırlıkta olduğu yer olmasıdır.  


C.    Aile Konutu Olarak Nitelendirilebilecek ve Nitelendirilemeyecek Taşınmazlar Nelerdir ?


İkincil nitelikli konutlar, yılın belirli zamanlarında ve belirli sürelerde dinlenme, tatil yapma, veya benzeri sebeplerle kullanılan konutlardır. Yazlık, dağ evi, yayla evi, baraka ve otel odası gibi ikincil nitelikteki taşınmazlar aile konutu olarak nitelendirilemezler. Önemle belirtmek gerekir ki aile konutunun kaybı halinde aile birliğinin sarsıldığı kabul edilirken yazlık, yayla gibi aile konutu sıfatına haiz olmayan taşınmazların kaybı halinde aile birliğinin sarsıldığı kabul edilmez. Zira bu taşınmazlar aile konutu olarak nitelendirilemezler. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2003/3017 E. 2003/4352 K.  13.03.2003 T. Kararında aile konutunun ailenin yaşam merkezi olması kavramını tek bir konut olarak yorumlamakta, yazlık ev, yayla evi, dağ evi gibi ikinci nitelikteki konutları aile konutu olarak saymamaktadır. Burada yazlık evin tek olması ve taraflarında yaşamlarını sürdükleri yerin bu konut olması halinde yazlık konutun aile konutu olarak nitelendirilebileceğine önemle değinmek gerekir. Bunların yanı sıra “Tiny House” olarak adlandırılan küçük evlerin tekerlekli ve sabit olarak tasarlanabilirler. Kanaatimizce sabit olarak bir betona ya da araziye konumlandırılan Tiny House’lar yapı niteliğinde olduklarından aile konutu olarak kabul edilmelilerdir. Ancak çekmeli, tekerlekli Tiny House’lar kamp taşıtı şeklinde ise bunlar yapı olarak nitelendirilemediklerinden aile konutu olamayacaklardır. Burada önemli olan tekerlekli olup olmasından ziyade sabit olarak konumlandırılmış olup olmadığıdır. Hemen yeri gelmişken karavanlar içinde aynı değerlendirmeyi yapmak yerinde olacaktır. Tabi ki bunların sabit kullanılması, yapı niteliği taşıyabilmeleri için ilgili belediyeden veya kurumlardan gerekli izinler ve ruhsat alınması şarttır.


D.    Aile Konutu Şerhi Nedir, Nerede ve Nasıl Konulur ?


Aile konutu şerhi eşlerden birinin diğer eşin rızasını aramaksızın tapuda birlikte yaşadıkları konuta taşınmazın bulunduğu tapuda şerh koydurmasıdır. Aile konutu şerhine TMK m. 194/3’te yer verilmiştir;


“Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.”


Kanun maddesinden de açıkça görüleceği üzere şerh koydurmak isteyen eşin taşınmazın bulunduğu yerdeki tapu müdürlüğüne başvurması gereklidir. Ayrıca eşler arasında benimsenen mal rejimi ne olursa olsun aile konutu şerhi uygulanabilecektir. Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere şerh konulabilmesi eşlerden birinin malik olması şart olup bir eşin beyanı şerh konulabilmesi için yeterlidir. Aile konutu şerhi, evlilik cüzdanı veya tapudaki malikin eşi olduğuna dair nüfus kayıt örneği, tapu senedi, veya konutun aile konutu olduğunu kanıtlayan muhtarlık/nüfus müdürlüğü ve varsa apartman yönetiminden alınmış belgeyle talep edilir. Ayrıca bu şerhin konulması Aile Mahkemelerinden de istenebilir. Bu şerh ile diğer tarafın yapacağı tasarrufların önüne geçilmesi mümkündür.


E.     Kiralık Evin Aile Konutu Olması Mümkün Mü ?


Bir konutun aile konutu olabilmesi için tarafların o konutun maliki olması gerekmez. Kiralık evler de aile konutu sıfatını taşıyabilirler. Hemen yeri gelmişken değinmek gerekir ki; aile konutu olacak konut kiralık ise kira sözleşmesine taraf olmayan eş ve kiralayan bu yönde yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelecektir. Ancak burada kira borcundan bildirim ile kira sözleşmesinin tarafı haline gelen eş ile diğer eş müteselsilen sorumlu olacaktır.


F.     Taşınmazın Aile Konutu Olmasının Tahliye Taahhüdü Yönünden Etkisi


Tahliye taahhütnamesi kiralananın tahliyesine ilişkin olarak kiracı ve kiralayanın arasında yapılan bir sözleşmedir. Bu taahhüt sayesinde kiracı taşınmazı kayıtsız şartsız tahliye edeceğini kabul etmiş sayılır. Aile konutu yukarıda da değinildiği üzere eşlerin ve varsa çocukların yaşamlarını sürdürdükleri konuta denir. Yine bir konutun aile konutu olması için tarafların illa o konutun maliki olmalarına gerek yoktur. Zira kiralık konutlarda aile konutu sıfatını taşıyabilirler. Eğer bir konut aile konutu olarak kiralanacaksa taahhütte diğer eşinde açık rızası bulunmalıdır. Nitekim bu hususta TMK 194/1 aşağıdaki gibidir;


“Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.


Buradan da anlaşılacağı üzere aile konutu olarak kiralanan bir taşınmaz diğer eşin açık rızası olmadıkça sözleşmeyi feshedemeyecektir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2012/629 E. 2012/19408 K. Sayılı kararı tahliyeye konu taşınmaz için şerh düşülmemiş olsa bile tahliye taahhütnamesinde iki eşinde imzasının bulunmaması halinde tahliye edilemeyeceği yönündedir. (4) Diğer eşin açık rızası olmaması halinde tahliye taahhüdü geçersiz olacaktır. Yukarıda değinilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin emsal kararından da görüleceği üzere tapuda ayrıca bir şerhin bulunmasına gerek yoktur.


G.    Aile Konutunun Tespiti Davası


Aile konutu tespiti davası, kiralanan konutun aile konutu olarak kullanıldığının belirlenmesi için Aile Mahkemelerinde açılan bir davadır. Kira sözleşmesinin tarafı olmayan eşin, tahliye taahhüdüne rızası olmadığını iddia etmesi halinde Yargıtay içtihatlarına göre bunun mahkeme kararıyla belirlenmiş olması gerekir. Tahliye taahhüdünde imzası bulunmayan eşin itiraz edebilmesi aile konutu tespiti davası açmasıyla mümkün olacaktır. Eşlerden birinin ikametgahının bulunduğu yerdeki Aile Mahkemeleri yetkili ve görevlidir.


H.    Aile Konutu Şerhi ve İpotek


Türk Medeni Kanununun 194. Maddesinin 1. Fıkrası “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” şeklindeki kanunun emredici hükmü gereği taşınmazın maliki olan eş diğer eşin açık rızasını almadan aile konutu olan taşınmaz üzerinde ipotek tesis edemeyecektir. Söz konusu izin herhangi bir şekle tabi olmayıp sözlü de olabilir. Önemli olan açık rıza bulunmasıdır. Bununla birlikte aile konutuna şerh konulabilir fakat bu şerh niteliği gereği kurucu değil açıklayıcıdır. Kısaca aile konutu şerhi bulunmasa bile konut aile konutu niteliğindedir. Dolayısıyla şerh olmasa bile malik olan eşin taşınmaz üzerinde ipotek tesis edebilmesi diğer eşin açık rızasıyla mümkün olacaktır. Zira malik olmayan eşin rıza olmadan ipotek tesisi sağlaması halinde ipotek geçersizliği gündeme gelecektir. Bu durumda ise malik olmayan eş tarafından ipoteğin kaldırılması davası açılabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.12.2017 T. 2017/2-2934 E. 2017/1556 K. Sayılı kararında aile konutu niteliğinde olduğu hususunda duraksama bulunmayan taşınmaz için davacı kadının bilgi ve onayı dışında, TMK’nın194/1. maddesine aykırı olarak ipotek tesis edilmesi nedeniyle yerel mahkemece ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından bu yöne ilişkin direnme kararı yerindedir.


Değinilmesi gereken bir başka önemli husus ise TBK madde 584 ve 603 ile ilgilidir.  TBK'nın madde 584 “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” şeklindedir. Yine TBK  603 “Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır.” Şeklindedir. Malik olan eş aynı zamanda borçlu ise burada kefalet ilişkisi kurulduğu söylenemez. Ancak malik olan eş ile borçlu aynı kişi değilse, başkasının borcu için ipotek tesisi söz konusu ise burada kefalet ipoteği gündeme gelir. Taşınmaz malikinin kefil sıfatını taşıdığı bu durumlarda ipotek tesisi için eşin rızası şarttır.


İ.       Aile Konutunun Sağ kalan Eşe Özgülenmesi


TMK’da 240 ve 652’de de açıkça belirtildiği üzere eşlerden birinin ölümü durumunda sağ kalan eş mal rejimi ve miras hukuku kapsamında aile konutundan yararlanmaya devam edebilir. Aile konutunun miras payı kapsamında kalan özgülenmesi TMK madde 652’de yer almış olup aşağıdaki gibidir;


Madde 652- Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir. Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.


Kanun maddesinden de görüleceği üzere sağ kalan eş aile konutu üzerinde miras hakkına mahsup olmak üzere mülkiyet hakkı talebinde bulunabilir.  


Sağ kalan eşin aynı şekilde yaşamını idame ettirebilmesi için katılma alacağına mahsuben yetmez ise bedel karışığı aile konutunun intifa oturma ve mülkiyet hakkını talep edilebilir. TMK madde 240 aşağıdaki gibidir;


Madde 240- Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır. Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir. Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.


Sağ kalan eşin miras payının konutun değerini karşılamadığı durumlarda Yargıtay TMK madde 240’a atıfta bulunmuştur. Eşe kalan miras konutun değerini karşılamıyorsa diğer mirasçılara kalan kısmı ödeyerek mülkiyet hakkını elde edebilecektir.


Aile konutunun özgülenmesini isteyen eş öncelikle aile konutu üzerinde şerh yoksa öncelikle aile mahkemesinde aile konutunun tespitini sağlamalıdır. Akabinde Sulh Hukuk Mahkemesinde aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi için dava açılmalıdır. Önemle belirtmek gerekir ki davalı taraf sağ kalan eş dışındaki tüm mirasçılar olup bunlar arasında zorunlu dava arkadaşlığı söz konusudur. Bu nedenle dava tüm mirasçılara karşı açılmalıdır.


J.      Aile Konutu Şerhinin Kaldırılması (Terkini)


Aile konutu şerhi taşınmazın bulunduğu Tapu Müdürlüğünden talep edilirken bu şerhin kaldırılması yine Tapu Müdürlüğüne başvuru ile mümkündür. Bu şerh;


· Malik olmayan eşin talebi ile koyulmuşsa, malik olmayan eşin talebi ile,

· Her iki eşin birlikte talebi ile koyulmuşsa, her ikisinin talebi ile,

· Eşlerin birlikte malik olduğu taşınmazda eşlerden birinin talebiyle koyulmuşsa, şerhi koyduranın talebi ile,

· Malik olan eşin talebiyle şerh koyulmuşsa, malik olmayan eşinde onayıyla kaldırılabilir.


K.    Aile Konutunun Korunma Süresi Ne Zaman Biter?


Resmi nikahlı eşler aile konutu üzerinde ortak söz sahibi olup evlilik birliği sürdükçe aile konutu sıfatı devam edecektir. Bu kurumun varlığı kural olarak eşlerin evlilik birliğini boşanma, evliliğin iptali, ölüm ve diğer sebeplerle sona ermesiyle yok olacaktır. Ancak evlilik birliği her ne kadar ölümle sona erse de sağ kalan eşin aile konutu üzerindeki hak sahipliği, mal rejimi ve miras hukuku uyarınca aile konutu olarak korunmasını yukarıda da değindiğimiz aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi ile sürdürecektir. Bunların yanı sıra aile konutu sıfatını taşıyan evden tamamen taşınmaları, tarafların kendi arasında anlaşarak aile konutu sıfatını ortadan kaldırmaları veya aile konutunun herhangi bir sebeple yok olması hallerinde de aile konutu sıfatı sonlanır.



II-SONUÇ


Türk hukukuna 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren TMK ile karşımıza çıkan aile konutunun eşlerin ve çocukların barınması için önemli oldukça büyüktür. Aile konutu tarafların sürekli olarak yaşam faaliyetlerini sürdürme amacıyla oturdukları yerin aile konutu olarak nitelendirilmesidir.  Zira önemi bu kadar büyük olan konut üzerinde eşlerden birinin diğerinin rızası olmadan işlem yapabilmesi büyük hak kayıplarına yol açabilir. Aile konutu müessesi ile bu hak kayıplarının yaşanmasının önüne geçilmiştir. Bu nedenle evlilik birliği için önemi göz ardı edilmemelidir.


Yazar

Avukat Fatma SARI / Antalya Barosu




Kaynakça


1. DURAL Mustafa, ÖĞÜZ Tufan, GÜMÜŞ Mustafa Alper. Türk Özel Hukuku Cilt 3 Aile Hukuku. İstanbul : Filiz kitabevi, 2018. s. 167. Cilt 3.


2. ERGÜN, Zafer. Boşanma Davaları. Ankara : Adalet Yayınevi, 2009. s. 33.


3. ÖNER, Şebnem NEBİOĞLU. Aile Konutunun Özellikleri, Unsurları, Korunma Süresi ve Korunma Nedenleri. 2011. s. 135.


36 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page