top of page
  • Avukat Şimal KUNCAN

Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları



İçindekiler

1. Kefalet Sözleşmesinin Tanımı

2. Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

2.1. Geçerli Bir Asıl Borcun Varlığı

2.2. Kefalet Ehliyeti

2.3. Şekil Şartı

2.4. Kefil Evli İse Eşinin Rızası

3. Sonuç


1. Kefalet Sözleşmesinin Tanımı


Kefalet sözleşmesi, hukuk sistemlerinde oldukça eski bir yere sahip olup teminatın sağlanması ve işlemlerde güvence oluşturulması amacıyla kullanılan önemli bir kavramdır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 581. maddesinde kefalet sözleşmesi “kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme” olarak tanımlanmıştır. Bu tanımdan yola çıkarak kefalet sözleşmesinden söz edebilmek için şu unsurların bulunması şarttır: kefilin alacaklıya karşı sorumluluk üstlenmesi, geçerli asıl borcun varlığı ve kefilin borçlunun borcunu ifa etmemesinden dolayı sorumluluk üstlenmesi. Kefalet sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olabilmesi için birtakım koşulların varlığı gerekmektedir.


2. Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları


2.1. Geçerli Bir Asıl Borcun Varlığı


TBK m. 582/1’e göre, “Kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir.” Buna göre kefalet sözleşmesinde borç açısından “mevcut” ve “geçerli” olmak üzere iki şart aranmıştır. Borcun mevcut olması demek, kefalet sözleşmesinin yapıldığı tarihte alacaklı ile borçlu arasında borç doğuran ilişkinin kurulmuş olması demektir. Fakat, borcun mevcut olması tek başına yeterli değildir, geçerli olması da gerekir. Alacaklı ile borçlu arasındaki borç, geçerlilik şartlarına sahip olmalıdır. Sözleşmeden doğan borçlarda sözleşmenin geçerlilik ve kurucu koşullarına sahip olması zorunludur.


TBK m. 582/1’in devamı ise “Ancak, gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de, bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi kurulabilir.” şeklindedir. Bu hükme göre, kefalet sözleşmesi gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de kurulabilir. Gelecekte doğacak borçlarda, tarafların kararlaştırılan borç ilişkisini kurup kurmayacakları belli değildir. Gelecekte doğacak borçlarda alacaklı ile borçlu bu borç ilişkisini kurduklarında kefalet sözleşmesi hüküm ve sonuç doğuracaktır. Koşula bağlı borçlarda ise koşulun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsizdir. Koşulun gerçekleşmesi halinde kefalet sözleşmesi alacaklı ile kefil arasında hüküm ve sonuç doğuracaktır.


2.2. Kefalet Ehliyeti


Kefalet sözleşmesinde alacaklı tarafın ehliyeti bakımından herhangi bir özellik yoktur. Yani, alacaklının ehliyeti konusunda genel hükümler geçerlidir. Buna göre, alacaklı tam ehliyetli ise alacaklı sıfatıyla bizzat veya yetkili temsilcisi aracılığıyla kefalet sözleşmesi akdedebilir. Alacaklı sınırlı ehliyetsiz ise alacaklı sıfatıyla yasal temsilcisi aracılığıyla kefalet sözleşmesini yapabilecektir.


Kefalet sözleşmesinde kefil tarafın ehliyeti ise özellik arz eder. Kefilin kefalet sözleşmesi yapabilmesi için muhakkak tam ehliyetli olması gerekir. Sınırlı ehliyetsizler yasal temsilcileri aracılığıyla kefalet sözleşmesi yapamazlar. TMK m. 449’a göre, “Vesayet altındaki kişi adına kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağışlarda bulunmak yasaktır.


Ek olarak, kefalet sözleşmesinde alacaklı taraf evli ise eşinin rızasına gerek yoktur. Buna karşılık, kefil olan kişinin evli olması halinde kefillik için eşinin rızası aranmaktadır. Kefalet ehliyeti ve özgürlüğü, kefilin evli olması durumunda eşinin rızasına bağlanmak suretiyle kısıtlanmıştır. [1]


2.3. Şekil Şartı


TBK m. 583/1’e göre, “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” Bu hükme göre, öncelikle kefalet sözleşmesinin yazılı olarak yapılması zorunludur. Fakat bu, tek başına yeterli değildir. Kefilin, sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve eğer müteselsil kefil olacaksa bu hususları kendi el yazısı ile belirtmesi zorunludur. Kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktarı el yazısı ile göstermesi, kefili potansiyel risklerden koruma amacı taşır. [2]


Kefalet, temsilci aracılığı ile de akdedilebilir. TBK m. 583/2’ye göre, “Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.” Kefil, kefalet sözleşmesi yaparken temsilci tayin edebilir ve diğer tarafa ya da bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunabilir. Kanun, bu durumlarda da şekle ilişkin koşulların gerçekleşmesi zorunluluğunu öngörmüştür.


TBK m. 583/3’e göre ise, “Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.” Sözleşme, zorunlu şekil şartlarına uygun olarak akdedildikten sonra, sözleşmede değişiklik yapılmak istenirse de kefalet için öngörülen şekil şartlarına uyulmak zorundadır.


Kanunda belirtilen bu şartlar geçerlilik şartı olduğundan dolayı kefalet sözleşmesinin bu şartlara uyulmadan yapılması sözleşmenin hükümsüz olması sonucunu doğuracaktır. Kefilin bu hükümsüzlüğü bilmeyerek alacaklıya ödeme yapması halinde kefalet sözleşmesi geçerli hale gelmeyecektir. Kefil, alacaklıya yaptığı bu ödemeyi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri alabilecektir. Fakat kefil, sözleşmenin geçersizliğini bilmesine rağmen alacaklıya ödeme yapmışsa yaptığı bu ödeme bağışlama olarak sayılacak ve ödemeyi geri alamayacaktır.


2.4. Kefil Evli İse Eşinin Rızası


Kefalet sözleşmesinde kefilin evli olması halinde sözleşmenin geçerliliği eşinin rızası şartına bağlanmıştır. Bu düzenleme ile evlilik birliğinin, eşlerin düşüncesizce ve ani kararlarla yaptıkları kefalet sözleşmelerinin oluşturabileceği olumsuz etkilerden korunması hedeflenmiştir. [3] TBK m. 584/1’e göre, “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.


Maddeden de anlaşılacağı üzere, eğer eşler evli oldukları halde mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı varsa veya eşlerin yasal olarak ayrı yaşama hakları bulunuyorsa kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için eşin rızası şartı aranmayacaktır. Eşin rızası şartının sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç kurulması anında verilmiş olması gerekir. Kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra verilen rıza sözleşmeyi geçmişe etkili olarak geçerli hale getirmeyecektir.


Eşin rızasının yazılı olarak verilmesi gerekir. Sözlü rıza kefalet sözleşmesini geçerli hale getirmeyecektir.


TBK m. 584/2’ye göre, “Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.” Bu hükme göre üç çeşit değişiklikte eşin rızası aranır: Sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına sebep olan değişiklikler, adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine sebep olan değişiklikler ve kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olan değişiklikler. Bu haller dışındaki değişikliklerde eşin yazılı rızasına gerek yoktur.


TBK m. 584/3’e göre ise, “Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.” Kanun, sayılan bu durumlarda kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için eşin yazılı rızasının aranmasına gerek olmadığına hükmetmiştir. Her ne kadar eşin rızasının arandığı kefalete bu düzenleme ile bazı sınırlamalar getirilmiş ise de öğretide bazı yazarlarca ailenin korunması amacına hizmet etmediği gerekçesiyle eleştirilmiştir. [4]


Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 13.10.2016 tarihli ve 2016/12256 E. 2016/21462 K. sayılı kararında27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz. Söz konusu madde, işletmeler için düzenlenmiş ise de; kanuni düzenlemenin amacının, işletmenin yetkilileri tarafından işletme için verilecek kefaletlerde, kefalete konu borçtan bu kişilerin de fayda sağlamış olmaları nedeniyle eş rızasının aranmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesine konu olayda da kefalete rıza gösterecek eşin, borçlunun bizatihi kendisi olması nedeniyle ve de kefil olunacak borçlu eşin, kendisine verilecek kefalete rıza göstermeyeceğinin kabulünün de hayatın olağan akışına aykırı olacağı düşüncesiyle, eşin, borçlu eşe kefil olmak istemesi halinde, kefaletin geçerli olması için eş rızasına lüzum olmadığının kabulü gerekir.” denmiştir. Kararda da vurgulandığı üzere, işletme için verilecek kefaletlerde kefalete konu borçtan eşlerin de fayda sağlamış olması sebebiyle eşin rızasının aranmayacağı kabul edilmiştir.


3. Sonuç


Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için gereken şartlar yukarıda irdelendiği gibidir. Özetleyecek olursak, kefalet sözleşmesi mevcut ve geçerli bir borç için yazılı şekilde yapılmalıdır. Kefilin tam ehliyetli olması aranırken, alacaklı taraf açısından herhangi bir özellik söz konusu değildir. Kefil evli ise eşinin yazılı rızasını almak zorundadır. Tüm bu şartlar geçerlilik şartı olduğundan dolayı kefalet sözleşmesinin bu şartlar olmadan yapılması halinde kesin hükümsüzlük gündeme gelecektir.


F. Şimal KUNCAN

Avukat


Kaynakça

[1] Kılıçoğlu, Ahmet M. Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara: Turhan Kitabevi, 2020.

[2] Yılmaz, Merve. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre Kefalet Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğunun Kapsamı, Türkiye Barolar Birliği Dergisi 2011 (97).

[3] Demir, Şamil. Kefalet Sözleşmesinin Uygulama Alanı, Türkiye Barolar Birliği Dergisi 2013 (108).

[4] Sarıhan, Banu Bilge. Kefalet Sözleşmesinde Şekil ve Eşin Rızası, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 2022; 30(1): 221-258.

22 görüntüleme0 yorum

Comments


bottom of page